Ülke ekonomilerini ve alım gücünü kıyaslarken birim hesabı yapmak




Merhabalar son zamanlarda çok sık karşılaştığımız bir durum var iki farklı ülkede sunulan eşdeğer ürünleri, ulusal para birimlerini çevirmeden birim sayısına göre kıyaslamak. Daha açık konuşmak gerekirse Amerika'da 3 dolar Türkiye'de 5 lira olan tuvalet kağıdını karşılaştırırken Amerika'da 3 birim para Türkiye'de 5 birim para demek ki Türkiye'de daha pahalı gibi bir sonuca varma yöntemine birim yöntemi diyeceğim bu yazıda.

Ekonomi uzmanlarının böyle basit bir mantıkla değerlendirmeyi objektif ve bilimsel bulmaması elbette doğrudur fakat 80 milyon insanın basit bir kıyaslama için ekonomi ihtisası yapmayacağı da aşikar. Öncelikle Avrupa ülkeleri ve Amerika'ya baktığınız zaman asgari ücretlerin birim olarak birbirlerine yakın olduğunu göreceksiniz, örneğin İngiltere'de asgari ücret 1000 sterlin, Amerika'da 1500 dolar, Almanya'da 1250 euro Türkiye'de 1700 lira diyelim. Bu ülkeler arasında ekonomik refahı ölçmek istersek günlük hayatta en çok kullandığımız ürünlerden ne kadar alabileceğimizi test etmemiz gerekir. Peyniri ele alacak olursak 1700 lira maaş alan bir Türkiye vatandaşı peyniri kilosu 20 liradan alıyorsa maaşı 85 kilo peynire denk geliyordur aynı ürünü Amerika'da 1500 dolar maaş alan birisi kilosu 10 dolardan alırsa maaşı 150 kilo peynire denk geliyor demektir ve bu bilgiler ışığında asgari ücretle çalışan bir Amerikalı asgari ücretle çalışan bir Türk'e göre daha refah bir hayata sahip demektir. Eğer biz bu hesaplamayı para birimlerini çevirerek hesaplamış olsaydık eğer Amerika'da peynirin kilosu 60 lira Türkiye'de ise 20 lira bu nedenle Türkiye'de yaşam çok daha ucuz yanılgısına düşerdik. Peki biz bunları neden konuştuk neden böyle bir hesaplama yapma gereksinimi duyduk derseniz; bugün ekonomi bakanımız Türkiye'de ekonominin ne denli iyi bir noktada olduğunu izah etmek için Avrupa'nın en ucuz benzinini satıyoruz, bir çok ürün ülkemizde Avrupa'dan daha ucuz diye bahsettiler ama Avrupa'da asgari ücretle 1000 litre benzin alınabilirken Türkiye'de asgari ücretle 250 litre alınabildiğini unuttular. Bizim çok basit yöntemimiz dahi sayın bakanın çıkarımlarını çürütebiliyorsa eğer basit olmayan yöntemlerle bu işin uzmanı olmuş sayın ekonomistler, sayın bakanlık çalışanları ne gibi çalışmalar yapmaktalar biraz düşündürücü bir durum.

Sonlandırmak gerekirse bu yöntemi genel ihtiyaç ürünleri üzerinden kullanarak farklı ülkelerin ekonomik refahını ve alım gücünü anlamak mümkün, spesifik ürünler (Almanya da sigara paketi 10 euro) üzerinden değerlendirme yapıldığında elbette bu yöntem çalışmayacaktır.

Alım gücünün ve ekonomik istikrarın zayıf oluğu ülkemizde toplumun üstüne düşen temel görev yanlış tüketim alışkanlıklarından vazgeçmesidir. Amerika vatandaşlarının telefona ayırdıkları bütçe 1 asgari ücretin üzerine çıkmazken bizler asgari ücretin 5 katını bir telefona vermek için adeta yarışıyoruz. Akıllı telefon almak için ihtiyaç kredisi çekilen başka bir ülke var mıdır bilemiyorum.

Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan her ne kadar toplum sorumlu olmasa da, toplumunda yerine getirmesi gereken ödevler vardır bunlardan biri de bilinçli tüketim yapıp gelirle gider dengesini iyi kurmaktır.

Mülakatta adayın yetenekleri tamam, ya karakteri?

İş mülakatı karakter mi? yetenek mi?


Her gün onlarca iş ilanına bakıyor, mülakattan mülakata koşturuyorsunuz. Mülakat hakkında konuşulacak pek bir şey yok zira internet denilen cennet (çöplük) bu konuda milyonlarca içeriğe sahip. Neden biz? Kendinizi 5 yıl içerisinde nerede görüyorsunuz? gibi soruları duyunca kusmak istediğinizi biliyorum. Bu tip onlarca geleneksel soruyla işveren adayların pozisyona ne kadar yatkın ve elverişli olduğunu test etmek istiyor.

Ben başka bir konudan bahsetmek istiyorum mülakatlarda olması gerekip de olmayan bir şeyden.
''Karakter''. Neden işverenler tüm yeteneklerinizi test etmek isterken karakterinizi de test etmek istemezler? Yeterli tecrübe ve yeteneklere sahip olmak ahlaksız oluşumuzu tolere eder mi?
Ahlaksız, kötü niyetli, kıskanç birisi ama çok güzel satış yapıyor mu demeliyiz? Tabii ki de önce adayın karakter analizini yapıp adayın kurumumuzu en iyi şekilde temsil edeceğinden emin olup sonra adayın pozisyon için en istekli ve öğrenmeye açık olanını seçmeliyiz. Bakın en yetenekli ve en tecrübeliyi seçmeliyiz demiyorum en istekli ve öğrenmeye açık olan diyorum çünkü standart zeka ve gelişimde olan her birey her şeyi öğrenebilir, insan öğrenebilen bir varlıktır sizin bahsettiğiniz pozisyondaki görev ve sorumlulukları da elbette öğrenecektir. Burada temel soru şu: hangi aday bu görev ve sorumlulukları öğrenmek istiyor, hangisi öğrenmeye daha açık.

Evet arkadaşlar kısaca özetlemek gerekirse ben standart bir insanın istedikten sonra her şeyi öğrenebileceğini ve bu bağlamda bir işe birini seçmek gerektiği zaman ilk aranacak kriterlerin karakter ve öğrenme isteği olduğunu düşünürüm. Unutmayın işinin ehli de olsa ahlaksız bir bankacı o bankayı mutlaka soyar.

Change your perspective change your life



You see, some people see the world impossible while others see I'm possible.

What I'm challenging you to do is to step into that space.

Step into the space of I'm possible, everthing is possible.

Because it is!

Education employees have no severance pay rights in Turkey / Özel eğitim kurumu çalışanlarının kıdem ve ihbar tazminatları ellerinden alındı.

Özel eğitim kurumu çalışanları kıdem ve ihbar tazminatı hakları



2018 Yılı yaz dönemi seçim ve seçim sonrası ekonomideki çalkantılarla geçerken ağustos ayında resmi gazetede yayımlanan bir karar özel eğitim kurumlarında çalışan on binlerce eğitim emekçisine darbe indirdi.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, özel eğitim kurumlarında çalışan eğitimcilerin kıdem ve ihbar tazminatı hakkını belirli süreli sözleşmeye tabi işçi olduklarına kanaat getirerek ellerinden aldı. Yeni düzenlemeyle özel okullarda, özel kreşlerde çalışan yüz binlerce öğretmen için yargı yolu kapanmış durumda.

  • Belirli süreli iş sözleşmesi esasına gore çalışanlar;
  • İş güvencesi hükümlerinden faydalanamazlar.
  • İhbar tazminatı talep edemezler.
  • Sözleşme kendiliğinden sona ererse kıdem tazminatı alamazlar.
  • Görevlerine iade edilemezler.


Yargıtay kararından sonra aile fertlerimden birinin de çalıştığı özel eğitim kurumu 15 yıl beraber çalıştığı öğretmenlerle süresi dolduğunda sözleşmelerini yenilemedi ve kendiliğinden sona erme durumuna istinaden çalışanların hiçbiri kıdem tazminatı hakkını elde edemeyip 15 yıllık hakları gasp edildi.
Bu durumda yargı yolu kapalı olan özel eğitim çalışanları yeni bir düzenleme olmazsa kıdem tazminatlarını alma şanslarını kaybedecekler.
Resmi gazetede yayımlanan bu kararı fırsata çeviren özel eğitim kurumu sahiplerinin çalışanlarla yeni sözleşme yapmadan önce istifa etmelerini şart koşmaları da eğitimcilerin karşılaştığı ayrı bir zorluk.

200.000 özel eğitim çalışanının şuan tek beklentisi yeni bir düzenleme ile mağduriyetlerinin giderilmesi ve yeniden kıdem ve ihbar tazminatlarına kavuşmaları.

CAREER SUCKS / KARİYER UĞRUNA SIRADANLAŞMAK



Yeni mezun olmuş veya kariyerine başka bir yerde devam etmek isteyen herkesin ortak noktası ‘İŞ ARAYIŞI’. Ne yazık ki ülkemizde kariyer planlarken kendimiz olmaktan ziyade bizden olmamızı istedikleri kişi olmaya çalışıyoruz. Hangi eğitimi almış olursanız olun diplomanızı mutlaka satış/pazarlama sertifikalarıyla desteklemelisiniz, üniversiteden 5 yıllık iş tecrübesiyle mezun olmalısınız zira tecrübesizseniz işe alınmazsınız, kariyer planlarınız doğrultusunda iş değişikliğimi düşünüyorsunuz? 10-15 yıl iş tecrübesi ve 29 yaşını geçmemiş olmanız gerekiyor muhtemelen iki yılda bir yaş yaşlanmalısınız. Bunun gibi birçok şartı yerine getirebiliyorsanız tebrikler arzu ettiğiniz pozisyon mülakatına çağrılabilirsiniz.





Artık kendinizi mülakatta sorulacak olan ‘Sizi neden işe alalım’ ‘Kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz’ gibi sorulara hazırlamalısınız. Kesinlikle önceden çalışılmış cevaplar vermeyin, kendiniz olun ama asla bu pozisyonu ben hak ediyorum demeyin. Yani hem kendiniz olun hem insan kaynakları ve işverenlerin istemeyeceği cevaplar vermeyin artık nekadar mümkünse!



Unutmayın iş aramak tam zamanlı bir iştir hatta işe başladıktan sonra daha az çalışacağınız söyleyebilirim, önemli olan etkin ve yetkin olmak değil onlarca nereden alındığı belirsiz sertifikalarınız, yabancı lisanınız, şık bir takımınız birazda kendinize güveniniz olsun gerisi tam zamanlı özgeçmiş göndermenize kalmış bir durum. İşe başvuru standartlarına kolayca vakıf olduğumuz için iş aramaya biraz mesai harcamak yorucu olmasa gerek.


Yukarıdaki eleştirel dili bırakıp asıl konumuza gelirsek, ülkemizde işverenler kendi kurumsallaşmalarını tamamlamadıkları halde konu işe alım olduğunda kurumsal bir firma gibi davranmaktalar. İşe alım yapan yöneticiler kendilerinde olmayan tüm nitelikleri en düşük pozisyon için başvuranlarda dahi arıyorlar. İş ilanlarını incelediğiniz zaman 10-15 yıl tecrübe aradıkları yönetici adaylarından ne mesleki İngilizce nede gelişmiş ofis programları bilgisi isterler ama bu yöneticiye asistan aradıkları iş ilanlarında sizden istedikleri nitelikler sayfalarca uzar gider. Firmanın yıllardır yakalayamadığı standartları yeni pozisyona alınacak kişiyle sağlayabileceklerini düşünürler. Bir örnek vermek gerekirse ben Hukuk fakultesi mezunu olmakla birlikte 5-6 yılı Avrupa ülkelerinde olmak üzere 13 yıllık sürüş tecrübesine sahibim orta seviye İngilizcem var ama basit bir sürücü/şöför ilanındaki nitelikleri dahi sağlayamıyorum. Gerçekten kurumsallaşmış firmaları ayrı tutarsak geri kalan işverenler işe aldıkları bir kişiye birçok işi yaptırabilmeyi tercih ediyor. Mesela makam şoförü alınacak bir yönetici için açılan ilanda ilana başvuranın makam şoförlüğü, yönetici asistanlığı hatta idari işler elamanı görevlerini yüklenmesini bekliyorlar. Sizce lisans mezunu idari işlerden anlayan İngilizcesi olan birisi bu şoför ilanına başvurur mu? Eğer başvuruyorsa emin olun saydığımız niteliklere sahip değildir. Kısaca özetlemek gerekirse işverenler hangi pozisyona hangi niteliklerde alım yapacağını kestirmeli ve bu pozisyona şişirme özgeçmişi olan kişileri değil, işi kendi işi gibi benimseyecek azami performans sergileyecek kişileri almalı. Şunu unutmamalıyız her iş öğrenilebilir, tecrübeli olunması bir ayrıcalık değildir, işi uzun vadede kimin iyi yapacağına odaklanılmalı.

Europe: From an Albanian's Perspective/ Arnavutların gözünden Avrupa haritası.

Arnavutların birleşik arnavutluk ve bu bağlamda Sırbistan, Kosova,Bosna Hersek ilişkileri herkesin mağlumu. Kosovanın Sırbistan ile olan sınır problemlerini gün gün halletmesi, uluslararası etkinliklerde Kosova ve Bosna ile Sırbistana karşı birleşik Arnavutluk haritası ve bayrağını kullanmalarına sık sık şahit oluyoruz. Arnavutlar açısından bu konuyu sayfalarca alatmak mümkün fakat yukarıdaki görsel çok basit bir şekilde arnavutların konuya nasıl baktıklarını gösteriyor.

Biertan village Romania/ Gün batımında Biertan kasabası Romanya

İnternette muhtemelen birçok fotoğrafını görmüşsünüzdür Biertan kasabası. Romanyanın el değmemiş, insanı büyüleyen bir yerleşim birimi.

Saint Naum Monastery MACEDONIA/ Aziz Naum Manastırı Makedonya


Unesco tarafından koruma altında bulunan 2 gölden birini içerisinde bulunduran Aziz Naum manastırı Makedonya'nın Ohrid şehrinde Dünyanın her yerinden turistleri ağırlıyor.

Trinity College Library in Dublin, Ireland / Trinity koleji kütüphanesi Dublin İrlanda


Milletlerin gelişimini kütüphanelerine verdikleri değerde görebilirsiniz dedirten bir görsel.