Bilim ve Ütopyan Bakış Açısı


bilim teknoloji ve utopyan bakis acisiÜtopyan bakış açısından bahsetmeden önce ütopya kavramını açıklamak faydalı olacaktır. Ütopya Yunanca var olmayan, hiçbir yer anlamına gelmekle beraber günümüzde idealimizde olan mükemmeliyeti simgeleyen anlamında kullanılmaktadır. Ütopya her çağda farkı olarak algılanmış örneğin ortaçağda ütopya ekonomik ve toplumsal anlamda daha özgür herkesin paylaşım içinde bulunduğu bir yaşamı simgelerken 20. yy başlarında bilimsel gerçeklerin insan yaşamına olan katkılarını simgeliyordu. Bilim ve teknolojinin ehemmiyetinden ve yaratacağı değişikliklerden ilk bahseden düşünür Bacon’dı ve bunu günümüzden dört yüz yıl önce yapmıştı.


Ütopyan Bakış Açısı:

Siyaset, Din, Ekonomi, Bilim ve Tarih üzerine ütopyan bakış açıları vardır, bu bakış açılarını analiz ettiğimizde o günün şartlarında toplumsal yapı, ekonomik refah, politika, edebiyat gibi toplumu var eden bir çok temel unsur hakkında fikir edinebiliriz. Bu bağlamda ütopyan bakış açıları aslında bize var olmayanı değil, mevcut olan yapıyı ve olmasını hayal ettiklerini verir.

Bilim ve Ütopyan Bakış Açısı:

Bilim ve ütopyan bakış açısı teknolojinin Amerika'da yansımaları ile doğru orantılı olarak açıklanabilir. Bu anlayış 19. yy sonlarında Amerika'da yayılmaya başlamış 20. yy ortalarına doğru ise çeşitli etkinlikler ve televizyon yayınlarında yayılmaya devam etmiştir. Bu bakış açısı yönünü geleceğe dönmüş bilim ve teknolojinin hayal değil tamamen bir gerçeklik olduğunu, bilim ve teknolojiye toplumların bir an önce ayak uydurmaları gerektiği, ayak uyduramayan bu gerçeklikle yüzleşemeyen toplumların çağın gerisinde kalmaya mahkum olacaklarını savunuyordu.
20. yy son çeyreğinde Avrupa ülkeleri teknolojik devrimin başladığını, buna tüm toplumun akredite olması gerektiğini söylüyordu. Bu dönemde çeşitli bilim ve teknoloji konulu belgeseller yayınlanıyor, bu konuyla ilgili pek çok dergi yayımlanarak toplumun bilim ve teknoloji ile kaynaşması hedefleniyordu.

 Tam bu dönemde ülkemizde iç karışıklıklar neticesi ile askeri darbe yapılmış olması, darbe öncesi hükumetin iç kargaşa dolayısıyla bu konular üzerine bir çalışma yapamaması  ve pek tabi darbe sonrası anayasanın toplumu bilim ve eğitimden uzaklaştıran hükümleri, bizim bilim ve teknolojide neden geri kaldığımızı açıkça ortaya koyar vaziyette.
 Konumuza dönecek olursak; bilim ve teknolojinin geleceği tayin edeceğine inanan ülkeler bu gelecekte sınırların kalkacağı, iletişim çağı olacağı ve dünyanın global bir köy olacağı fikirlerinin toplumu korkutacağını bildiği için yıllarca süren propagandalar aracılığıyla hakları bu gerçeklikle yüzleştirdiler. Bilim ve teknolojinin din, dil, ırk, cinsiyet gibi ayrımları tamamen kaldıracağı bu geçiş sürecinin çok sancılı olacağı fakat sonucunda toplumun daha özgür, refah ve daha iyi bir demokrasiye sahip olacakları fikriyatı topluma empoze edildi.
 Ütopyan bakış açısına göre tüm bu süreç tamamlandığında bilgi toplumları ortaya çıkacak, bahsettiğimiz her türlü ayrımlar ortadan kalkacak, yönetim sistemleri değişecek, en geri kalmış toplumlar dahi endüstriyelleşecekler.


Bilgi Toplumu:

Amerika’da yaklaşık 60 yıl önce bilim ve teknolojinin dünyayı global bir köy haline getireceği fikri tartışılıyordu, günümüzde bu tartışmaların gerçekliğini yaşıyoruz. Dünyanın ucu dediğimiz coğrafyalara dahi bir adım uzaklıktayız, toplumlarımızın geleceğini bilgi seviyeleri tayin ediyor. Bu evrim tamamlandığı zaman ağır bürokrasi, merkeziyetçi yapı ve üniter devletlerin gücü azalacak, iktidarın tek elde toplanması sona erecektir.

Bu makalemizi beğendiyseniz eğer Bakış Açıları ile ilgili diğer yazılarımızı da inceleyebilirsiniz.


Yorum Gönder

1 Yorumlar

  1. aslında ütopyan düşünce her dönem farklı olmasının nedeni toplum isteğine göre değişmekte olan düşünce olabilir. KIsacası bunu anladım

    YanıtlaSil