Pagan Dinlerde Astronomik Gelişmelerin Yorumlanması

pagan saman din Pagan aslında Hristiyanların bu dini benimsemeyen kişilere verdikleri isimdir. Roma ve Yunan dinleri, Hinduizm, Mısır çoktanrıcılığı, Şinto İnancı, Slav ve Baltık çoktanrıcılığı gibi dinler paganizm olarak kabul edilir.

 Paganist olan dinler tanrısallığı varlıklara verirler. Güneş, toprak, su, bazı hayvanlar, yeryüzü, ağaç, atom, insan gibi daha birçok varlığı tanrı olarak benimser ve onlara inanırlar. Onlara göre tanrı evrenle birdir ve tanrı her şeydir. Evren-tanrı-insan ayrımı bu inanç sisteminde kabul edilmez. Paganizim bir din değildir dinler bütünü olan bir inanç sistemidir. Bu dinlerin gelişmesi paganizme bağlı olmuştur.

 Pagan Dinlerinde Astronomi

 Günümüzde bazı kişiler tarafından sıkca takip edilen zodyak takvimi ve burçlar paganizimden çıkma bir sistemdir. Gökyüzündeki yıldızların, insanın geleceği ve kişiliğini söylediğine inanılır. Pagan dinlerinden biri olan Hinduizm’de çok eski zamanlarından beri gökyüzünü incelemiştir. Güneş yörüngesini gece yarısı yapılmış gözlemlerle incelenmiştir. Hangi yıldızların Güneş’in karşısında olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda Ay’ın yörüngesinde incelemişler ve bu iki gök cismini esas alarak takvimler hazırlamışlardır.

 Gök cisimlerine tanrı ve tanrıçalar olarak tapmışlardır. Antik çağlardaki pagan dinlerinden biri olan Roma ve Yunan dinlerinde gökyüzü oldukça fazla kullanılır. Tanrılarının Olympos adı verilen bir dağın tepesinde gökyüzünde yaşadıklarına inanırlardı. Hatta Romalıların tanrılarına verdikleri isimler günümüzde Güneş sistemimizdeki bazı gezegenlerinde adı olarak literatüre geçmiştir.
           
 Yunanlılarda Zeus Romalılardaki ismi Jüpiter tüm doğa olaylarını yönettiğine inanılırdı. Aynı zamanda suların, depremlerin, atların tanrısı Yunan’da Poseidon Roma’da Neptün olarak anılmaktaydı. Ölüm tanrısı Hades/Plüton, savaş tanrısı Ares/Mars olarak isimlendirilir.

 Antik Yunanlıların gökyüzü hakkında çalışmaları vardır. Tutulmalardan yararlanarak Güneş ve Ay’ın yarıçaplarının ve uzaklıklarının hesaplanması Yunanlılar tarafından yapılmıştır. Onlara göre Güneş her gece, mitoloji kahraman Atlas tarafından korunan dev sütunlar arasındaki yeraltı yollarından geçmekteydi. Bir taraftan tanrılar herhangi bir yıldıza benzetiliyor, insanların kaderinin yazıldığına inanılıyordu.

 Paganizm sisteminden olan Japonlara ait Şinto inancındaysa ‘’tabiat ruhları’’ denilen kamiler bulunur. Doğadaki her şeyde dağlar, ormanlar, sular, mağaralar ve gökyüzünde çok sayıda kami olduğuna inanılır. Güneş’in Amaterasu adında bir tanrıça olduğuna inanılır ve en büyük kami kabul edilir.



 Pagan Festivalleri


 Güney yarım küre ve kuzey yarım kürede farklı zamanlarda 8 pagan festivali yapılmaktadır. Bunlar;
 YULE (Gündönümü/Noel)(22 Aralık): Noel senenin en uzun gecesidir. Güneş tanrısının dönmesi kutlanır.

 MBOLC (2 Şubat): Tanrıça oğlunu beslerken, senenin başlangıcının ve büyümenin bir zamanıdır. Yılın bu vaktinde gelecek yaz ayları için kurulan düşlerin ve umutların tohumları ekilir.

 OSTARA (İlkbahar ekinoksu) (21 Mart): İlkbahar zamanın ilk günü kabul edilir. Genç tanrı büyümeye devam ettiği inanılırken, gece ve gündüz eşitlenir.

 BELTAINE (1 Mayıs): Tanrıça ile özdeşleştirilen toprak artık bereketlidir. Genç tanrı ona olan aşkını söyler. Yazın ilk çiçekleri onların şerefine toplanır.

 MIDSUMMER (Yaz gündönümü/yaz dönümü) (21 Haziran): Toprak bereketlendiği için il biçilen otların zamanıdır. Bu zamanlar ateş festivali olarak kutlanır. Haziran’ın 21. Günü aynı zamanda yılın en uzun günüdür.

 LUGHNASADH (1 Ağustos): İlk hasat zamanıdır. Bitkilerin gelecek yıl için tohum yaptığına inanılır.

MABON (Sonbahar ekinoksu) (21 Eylül): Devam eden hasat zamanıdır. Kış için hazırlık yapılır. Gece ve gündüz eşitlenir daha sonra geceler uzamaya başlar.

 SAMHAIN (31 Ekim): En son yapılan hasattır. Keltler festival yapar. Güneş tanrısı ölüm tanrısı olarak adlandırılır.

 Paganizm doğa, insan ve astronomi ile bağlantılı bir inanç sistemidir. Gökyüzünde oluşan her değişikliği doğaya yorumlamış bunu kudretleri olarak görmüş ve ulaşılmaz olduklarından onlara inanmışlardır.

Yorum Gönder

0 Yorumlar