Toplumsal Olaylara Bakış Açısı


toplumsal olaylara bakis acisi İnsanoğlunun varoluşuyla birlikte gelen genel bir sorun iktidarı elinde bulunduran güçlerin iktidarlarını kaybetmemek adına daha fazla güce başvurmasıdır. Günümüzde özellikle gelişmemiş ülkelerde topluma uygulanan baskı karşı bir refleks uyandırıyor dolayısıyla siyasi iktidarla halk arasında yaşanılacak toplumsal olaylar vuku buluyor.

 Modern toplumlarda hak arayışları genellikle çalışma şartlarının iyileştirilmesi, ekonomik refah, daha demokratik yönetim talebi gibi konular olurken, gelişmemiş ülkelerde toplumsal olaylar daha temel değerler üzerinden vücut bulmaktadır. Bu temel değerleri genellikle rejim ve toplumsal hayata müdahale kaygısı, dış dünya ile olan ilişkilerin olumsuz yansımaları oluşturur. Modern toplumların aksine gelişmemiş toplumlar daha fazla hak talebinden ziyade var olan haklarını muhafaza etme eğilimindedirler.

 İktidarın yetki sınırlarının keskin olarak çizildiği gelişmiş toplumlarda hak arama mücadelesi demokratik zeminde yapılırken siyasi iktidarın toplumsal olaylara vereceği cevapta yine yasaların emrettiği çerçevede olacaktır. Fakat aynı bakış açısını gelişmemiş bir toplumda görmek mümkün değil, siyasi iktidarın toplumsal olaylara vereceği yanıt çok şiddetli olacak, devlet organı aracılığıyla halka fiziki müdahale uygulanacaktır. Bu tür toplumsal olaylara Ortadoğu ülkelerinde yakinen tanık olduk, Irak ve Suriye’de iç çatışmalar, Mısırda darbe vesilesiyle yapılan katliamlar dün gibi hatırımızda.

 Öncelikle mevcut siyasi iktidarların elinde bulundurdukları gücün halk tarafından verildiğini, bu güce toplum menfaatine çalıştığı müddetçe sahip olacağını bilmesi gereklidir. Toplumsal olaylara iktidarın bakış açısı; ‘toplum bunu arzu ediyorsa bu yönde tavır almalıyım’ olmalıdır. Toplumla kısır bir çekişme içerisine girmek, nihayetinde siyasi gücünü kaybetmesine yol açacaktır.


 Yakın tarihe baktığımız zaman yaşanan toplumsal olaylara müdahale ne kadar şiddetli olmuşsa iktidarın zayıflaması da bir o kadar hızlı olmuştur. Gelişmiş toplumlarda iktidarın ve devletin istikrarı; toplumla olan ilişkilerini doğru konumlandırması ve toplumsal olaylara bakış açısı ile doğrudan ilişkilidir diyebiliriz.


Toplumsal olaylara sosyolojinin bakış açısı:
İnsan sosyal bir canlıdır kendini tecrit ederek yaşayamaz,belirli ortak kıstaslarda buluştuğu bireylerle beraber hareket ederek bir toplum veya guruba aidiyet hissetmek doğasında vardır. Aile, sivil toplum kuruluşları, siyasi yapılanmalar, sendikalar veya şehirler bireyler için sosyalleşme ve aidiyet hissedilecek yapılardır.
 Sosyoloji insanları bir bütün olarak ele alıp analiz eden, beşeri ilişkileri inceleyen toplum bilimidir. İnsan sosyal bir varlıktır demiştik, Sosyoloji insanların dahil oldukları gurupların ve toplumun davranışlarını inceler. Birey kendi düşünce yapısı ve bakış açısını yaratarak, ortak düşünce yapısına sahip olan diğer bireylerle  bu guruplara dahil olarak sosyolojinin konusu olurlar.

Ülkemizde toplumsal olaylara bakış açısı:
Ülke olarak onlarca yıldır terör sorunlarıyla mücadele ediyor olmamız kolluk güçlerimizin müdahale yeteneklerini güçlendirmiş olsa da ortaya toplumsal olaylara sert tepkiler verilmesi gibi bir sorun çıkardı. Terör faaliyetlerinin yarattığı baskı ve psikolojik travma iktidar ve kolluk güçleri üzerinde her toplumsal olayı bir terör faaliyeti gibi algılama yanılgısı yarattı. Öyle ki elektrik zamlarını protesto eden bir guruba dahi çok şiddetli karşılıklar verilebilmekte. Kamu düzen koruyucularının meşru hak arayışı ile doğan toplumsal olaylarla yasal çerçeve dışında gelişen illegal olayları birbirinden ayırma becerisi geliştirmesi elzemdir. Unutmamalıyız ki olaylara ve durumlara karşı tavır geliştiremeyen veya geliştirmesi engellenen toplumların muasır medeniyetler seviyesine ulaşması beklenilemez.



Yorum Gönder

1 Yorumlar

  1. Toplumsal olaylar aslında bir çoğu iktidar kaynaklı sorunlardan dolayı doğmaktadır. Yani toplumsal olayların genelinde iktidar sorunları veya istenilmeyen kültür yaşantısı vardır.

    YanıtlaSil