Eğitimde Kaliteyi Artırmanın Yolları Finlandiya Eğitim Sistemi


kaliteli-egitim-sistemi-finlandiya-egitim-sistemiÜlkemizde sık sık değişen ders müfredatları ve sınav sistemleri ile öğrenciler zorlanmaktadırlar. Öğrenciler tam bir sisteme alışıyorlar derken bir bakmışız yeni bir sistem gelmiş. Öğrencilerin korkulu rüyası olan sınavlar, alfabede ne kadar sessiz harf varsa yan yana getirerek başka bir ad ile karşımıza çıktılar. Eğitimde kalite ve başarıyı artırmak ve muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için yapmamız gereken bazı şeyler var.



Her Çocuk Yetiştiği Ailenin Bir Yansımasıdır

 Bir çocuğun eğitimi ilk önce ailede başlar. Çocuğun doğumundan ölümüne kadar, öğreneceği bütün bilgiyi işleyecek, ve o bilgiden başka bir bilgi çıkarak değer üretecek hale gelmesi gereken yer aile yanıdır. Çocuğun davranışlarını yön verecek, bilginin değerini öğretecek ve öğrenmeyi bir yaşam tarzı haline getirecek yer öncelikle ailedir. Toplumun en küçük yapı taşı olan aile ne kadar kültürlü ve bilgiye açık olursa, o ailede yetişen ve büyüyen çocuklar da o kadar başarılı olurlar. Çoçuklar anne ve babaların ne dediklerine değil ne yaptıklarına bakar. Her çocuk yetiştiği ailenin bir yansımasıdır.

 İyi ve başarılı bir öğrencinin en önemli faktörleri iyi bir veli , tecrübe ve nitelik sahibi öğretmenlerdir. Ana sınıfları zorunlu hale getirilmelidir. Çocuğun okula alışması ve arkadaş çevresini edinmesi için süre tanınmalıdır. Ana sınıfına gitmeyen çocuklar sudan çıkmış balığa dönerek, dün evde oyun oynuyordum şimdi yeni insanların içinde bir şeyler öğreneceğim moduna girerler. Okulu tanımamaları ve utanma duygusuyla birlikte okula alışmaları neredeyse ilk dönemin sonunu bulabilmektedir. Okul hayatlarının en önemli safhası olan, okuma-yazma kısmını bu şekilde geçirmeleri onları iyice zorlayacak ve okuldan daha fazla soğumalarına sebep olacaktır.

 Çocuğun ana okulundan sonra gideceği ikinci durak anaokuludur. Üsteki paragrafta da bahsettiğim gibi okuma-yazma kısmını bu dönemde öğrenecekler. Bir çocuk hayatı boyunca en önemli eğitimi ne üniversite de ne de lisede alır. En önemli eğitim ilkokulda alınır. Öğrencinin ilkokul öğretmeni ne kadar iyi olursa, öğrencinin öğrenme arzusu ve başarısı da o kadar fazla olur. Öğretmenin bilgiden ziyade iyi bir insan olmayı ve olumlu davranış sergilemeyi öğretmesi önemlidir.

Sorun Öğretmen Eksikliği Değil


Orta okul ve liselerde her derse ayrı öğretmen girmektedir. Bu öğretmenlere genel olarak branş öğretmeni denir. Branş öğretmenleri hem kendilerini sürekli geliştirmeli hemde öğrendiklerini öğrenciye iyi bir şekilde öğretmelidir. Ülkeminde çok iyi öğretmenlerimiz var. Bizim sorunumuz öğretmen eksikliği değil. Bizim sorunumuz, öğretmenlerimizin bildiklerini aktaramamasıdır. Yeteri kadar bilgisayar, deney, sunum gibi materyalleri kullanmıyorlar. Eğitimde en önemli faktör ne sınav, ne müfredat, ne de materyaldir. En önemli faktör öğretmenlerdir. Kaliteli öğretmenler yetiştirmek için, en kaliteli fakülteler öğretmen yetiştiren fakülteler olmalıdır. Öğretmenler de öğrenciler gibi bir sıralamaya sokulmalı ve yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlere öncelik tanınmalıdır.

 Okullarda derslerden ziyade kültür, sanat, müzik ve spor gibi çeşitli branşlar da etkinlikler düzenlenmeli ve öğrencilerin bu etkinliklere katılmaları teşfik edilmelidir. Eğitimi sırasında bu tarz etkinlikler ile meşgul olan çocuklar, kendilerindeki gizli yeteneklerini fark ederek o yönde de profesyonel eğitimler alabilirler


Dünya üzerinde 4. sınıftan başlayarak okul sonuna kadar yabancı dil eğitimi alıpta konuşamayan başka bir millet var mıdır bilmiyorum. Okullarda dil öğrenimine daha fazla önem verilmelidir. Yabancı dil öğretmenlerinin kalitelerini arttırmak için çeşitli eğitim ve sertifika programları düzenlenmelidir. Öğretmenlerin yurtdışı ülkelere gitmeleri teşvik edilmeli ve gerekirse uçak biletlerin de indirim yapılması gerekmektedir. Gezi sonunda öğretmenlerden değerlendirme ve gözlem raporları istenmelidir.

 Eğitim sistemini ve bu sistemin işleyişinden sorumlu yöneticilerin özenle seçilmesi gerekmektedir. Yöneticiler bir sınav sistemi ile değil, geçmişteki başarıları ve gelecekteki planları göz önünde bulundurularak atamaları yapılmalıdır.

Şimdi eksiklerimizi daha iyi görebilmek için, dünyanın en iyi eğitim sistemi olarak görülen Finlandiya eğitim sistemi ile Türkiye’deki eğitim sistemini karşılaştıralım.


finlandiya-egitim-sistemi


Türkiye ile Finlandiya Eğitim Sistemleri Arasındaki Farklar



l Ülkemizde okula başlama yaşı 5’e kadar düşmüşken, Finlandiya’da okula başlama yaşı 7’dir. Çocukların aileye en fazla ihtiyaç duydukları zaman da onları ailelerinden koparıp birşeyler öğretmeye çalışmak, boşa çekilen kürek gibidir. Çocuk ilk önce davranış ve hareketlerini düzene sokmalı ondan sonra eğitim alabilecek seviyeye ulaştıktan sonra okula başlamalıdır.

l Türkiye’de öğrenciler evlerinden birkaç sokak ilerideki okullarına dahi servisler ile gitmektedirler. Finlandiya’da ise servis diye bir şey yok. Öğrenciler birinci sınıftan itibaren okulların yürüyerek veya bisikletleri ile gidiyorlar. Bunun sebebi çocukların sabah uyku hamlıklarını üzerlerinden atlamalarıdır. Çok acil ve aksi bir durum olmadıktan sonra çocuklar okullara aileleri ile gitmiyorlar.

l Ülkemizdeki eğitim sisteminde başrol sınavlar, müfredat ve ders kitaplarındadır. Finlandiya eğitim sisteminde ise bilimsel temel ve kuramlara bağlı bir eğitim sistemimi var ve bu sistem genel olarak hiç değişmiyor. Her öğretmen okutulacak kitabı kendi seçiyor. Ülkemizde ise ders kitapları sistemin yapı taşını oluşturuyor.

l Türkiye’deki öğrencilerin velileri ‘’Benim çocuğum matematikten 95 aldı.’’ diye sevinirek hava atıyorlar. Resmi olarak bir not verilmiyor olsa da öğretmenlerimiz kendi insiyatiflerinin kullanarak testler hazırlıyorlar ve öğrencileri sınav stresinin içerisine atıyorlar. Finlandiya’da ise sistem daha değişik. Fin’li öğrenciler okula başladıkları ilk 6 yılında kesinlikle her hangi bir not verilmiyor. Fin’li öğrenciler 16 yaşına geldiklerinde ülke genelinde bir sınava giriyorlar ve notlarını orada alıyorlar.

l Ülkemizde öğrencilere bir çöp attırsanız velisi ertesi gün okulu basar. Fakat Finlandiya da okulun tüm işlerini öğrenciler yapıyor. Okullar da hizmetli adı altında kimse çalışmıyor. Bu sayede çocukların sorumluluk duyguları gelişiyor.

l Türkiye’de okulların ders saatleri 8-12 saat arasında değişmektedir. Öğrenciler okul dışında kurs, özel ders ve etütler ile boğuşmaktadır. Finlandiya da ise günlük ders saati sadece 4’tür.

l Ülkemizde bütün öğretmenlerimiz bütün sorun çocuklardaymış gibi davranıyorlar. Öğrencilerin notları kötü geldiğinde öğreenme zorluğundan bahsediyorlar. Ama kimse çıkıpta öğretmenin öğretme sorunu var mı diye sormuyor. Finlandiya da ise öğretmenler her hafta 2 saat hizmet içi eğitimlere katılmak zorundalar.

l ‘’Hiç bir şey olamassan öğretmen ol’’ mantığıyla ilerleyen toplumumuz bir üniversite eğitimini alarak bir sınavla öğretmen oluyorlar. Finlandiya da ise öğretmenler genellikle master derecesi olanlar arasından seçiliyor. Lise mezunu öğretmen adaylarının sadece ’u yetiştirilmek üzere eğitim programlarına alınıyor.

l Türkiye’de öğretmen olabilmek için sınavlardan geçerli bir puan almak yeterli oluyor. Ancak Finlandiya’da öğretmen olabilmeniz için üç aşamalı testlerden geçmek zorundasınız. Bu aşamalarının en önemli iki tanesi mülakat ve ders anlatma becerisidir.

l Fin’li öğretmenlerin gelirleri oldukça iyi seviyede. Ek ders anlatan öğretmen bulmak oldukça zor. Ülkemizde öğretmen gelirleri son dönemler de iyi seviyelere geldi. Ancak her ne kadar iyi seviyelerde olsa da hayat şartları neticesinde öğretmenler okul dışında da çalışmaktadır. Bütün gün ders anlatan öğretmenler ertesi gün sorun yaşayabilmektedirler.

l ‘’En başarılı öğretmen çok ödev veren öğretmendir.’’ mantığı ile hareket ediyoruz. Ama Finlandiya’da öğrencilere ödev verilmiyor. ‘’Öğrenmenin yeri okuldur’’ diyen Finliler akşamları proje ödevi için kartonlara boncuk dizmiyorlar.

l Finlandiya’da hiçbir öğrenci resim dersinde alınıpta matematik görmüyor. Ülkemizde ise bazı yerlerde öğrenci matematik dersinde kitaplara resim çiziyorlar. Matematikte yetersiz olan öğrenciler diğer derslerden alınarak matematik çalıştırmaya ve hafta sonları açılan kurslara çağrılıyorlar.

l Bizim sınıflarımız da öğrenciler ne kadar uslu ve ses çıkarmıyor ise öğretmenler o kadar övgü alıyor. Ancak Finlandiya’da olay tam tersi. Eğer bir sınıftan hiç ses veya gürültü gelmiyorsa o sınıfın öğretmeni hakkında soruşturma açılıyor. Çünkü Fin eğitim sisteminde dersler etkinlik yaparak geçiyor. Bu yüzden sınıflar da ‘’ Oğlum yerine otur, kızım sessiz ol.’’ gibi sözleri duymak imkansızdır.

l Ülkemizdeki okulların kantinlerin de bütün abur cuburlar mevcuttu. Son yapılan çalışmalar ile okul kantinlerinde ki abur cuburların çoğu kaldırıldı. Her teneffüs abur cubur yiyen bir çocuk sınıfta 8-10 saat oturarak öğretmenleri dinliyor. Doğal olarak ders sırasında gözler kapanıyor. Finladiya’daki okulların kantinlerinde ise sadece su, süt ve meyve var. Eğitim sisteminin yanında sağlıklarına da büyük önem veriyorlar.



Ülkemizde eğitim sorunumuz yok. Her öğrencimizin elinde tableti, okullarımızda akıllı tahtalar mevcut. Dünya standartlarında imkanlarımız var. Fakat düzenli ve işleyebilir bir eğitim sistemimiz yok. Maalesef eğitim sistemi olmayınca bu kadar imkan ve teknoloji hiçbir işe yaramıyor. Öğrenciler okumayı hep bir sınav olarak görüyorlar. Amaç birşeyler öğrenmek değil adeta sınavları geçmek haline gelmiş durumda. İş başvurusu yaptığımız da kimse bilgimize bakmıyor. ‘’Şu sınavı kazandınız mı. Yeterli puan aldınız mı’’ gibi absürd sorular soruluyor. Artık şunun farkına varmamız gerekiyor. Ülkemizi bu sınavları geçen öğrenciler kurtaramaz. Çünkü bütün gayeleri sınavları geçmek. İş pratiğe dökülünce traktör görmüş tavşan gibi kalıyorlar. Dünyanın en iyi 10 ekonomisine girmek çok zor bir şey değildir. Devletlerin ve milletlerin böyle hedeflerinin olması aslında çok güzel birşeydir. Bu hedefimizi yerine getirmek istiyorsak, çocuklarımızı iyi derecede yetiştirmek zorundayız. Bu da kaliteli ve işleyebilir bir eğitim sistemi ile olur. Emeklemeyi bile bilmeyen bir çocuğu tutupta koşturmaya çalışırsak sonucuna bence hiç şaşırmamalıyız. Çocuklarımızı önce emeklemeyi sonra yürümeyi ve son olarak onları koşacak seviyeye getirmeliyiz. Bizim eğitim sistemimizde figüranlar başrol oynuyor. Başrolünde figüranın oynadığı bir filmden iyi bir gişe hasılatı beklemek hayalden öteye geçemez. Eğitim sistemimizi sınavların başrol oynadığı bir sistemden çıkarıp bilginin başrolde olduğu bir sistem haline getirmemiz gerekiyor. Geleceğimiz olan çocuklarımızı iyi bir sistem ile yetiştirmeli ve onları yeterli ve kullanılabilir bir bilgi ile donatmalıyız. Ders kitaplarında geçen bazı gereksiz konular değil gerekli olan bilgileri çocuklarımıza aşılamalıyız. Çocuklarımıza robotlaşmayı değil, robot üretmeyi öğretmeliyiz. Ülkemizde çok yetenekli çocuklarımız var. Sadece onları doğru bir sistem ile eğitmeliyiz. Bizim çocuklarımızın Finlandiya’lı veya diğer milletteki çocuklardan eksikleri yok. Aksine artıları var. Bizim çocuklarımız daha akıllıdır. Çünkü onlar Osmanlı torunu ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de değidiği gibi ‘’ Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri (TBMM) onlara bırakacağım ve gözüm asla arkada kalmayacak’’ dediği çocuklarımız var. Son kez şunu söylemek istiyorum; ‘’TÜRKİYE’DE İMKAN SORUNUMUZ YOK, SİSTEM SORUNUMUZ VAR.’’ Bunu düzeltmek ise hepimizin elinde.

Yorum Gönder

0 Yorumlar