Epistemoloji Bilgi Felsefesi Nedir?



bilgi-felsefesi-epistemolojiBilgi felsefesi ya da Epistemoloji, bilginin amacı, doğası, kapsamı ve edinilme yöntemlerini inceleyen felsefi bir disiplindir. Kökleri Eski Yunan'a kadar dayanan bu sistemin Felsefe Tarihi'nde önemli bir yeri vardır.

Epistemoloji'nin Tarihçesi


Kesin bilginin mümkünatı ve yöntemi tartışmaları Antik Yunan'da Sokrates Öncesi filozoflarla birlikte tartışılmaya başlanmıştır. Antik Yunan filozofları arasında o dönemde evrenin sürekli değişim ve akış içinde olduğu görüşü yaygındı. Bu değişim sebebiyle kesin bilginin mümkünatı sorgulanıyordu.

Platon, duyular ile elde edilen bilginin değişim ve algı sebebiyle yanıltıcı olduğunu savundu. Bunun yerine akıl yürütme ile değişmeyen özü kavramayı öne sürdü. Aristo ise hem duyu bilgisini hem de akıl süreçlerinin gerekli olduğunu savundu.

Antik Yunan'da Bilgi felsefesi ile ilgili diğer önemli tartışmalar MÖ 3.yüzyılda Şüphecilerin yükselişi ile yaşandı. Arkesilaos'un önderliğindeki Dogmatik Şüpheciler olarak adlandırılan bu grup hiçbirşeyin kesin olarak bilinemeyeceğini savundu.

Epistemoloji'nin Konuları


Epistemoloji başlığı altında pek çok felsefi sorun tartışılır. Bilginin tanımı, kesinliği ve kaynağı bunlardan bazılarıdır.

Bilginin Tanımı


Bilginin tanımı konusuda filozoflar pek çok farklı anlayış geliştirmişlerdir. Empiristler duyular yoluyla öğrenilenin bilgi olduğunu savundular. Rasyonalistler ise ancak akıl yürütme sonucu ulaşılanın gerçek bilgi olduğunu öne sürdüler. Üçüncü bir görüş ise bilginin farkındalık olduğunu öne sürer.

13. Yüzyılda yaşayan Aquinas farklı bir yola giderek bilgiyi sınıflandırdı. Aquinas'a göre fiziksel dünyada elde edilen duyusal bilgi mevcuttu. Daha sistematik çalışarak bilimsel bilgi elde edilebilirdi. En üst sırada ise zengin ve ayrıntılı Tanrı Bilgisi vardı.

Bilginin Kesinliği


Bilgi kaynaklarının sorgulanması beraberinde kesin bilginin mümkün olup olmadığı sorununu getirir. İnsan algısının farklılığı ve sonsuz akıl yürütmelerin imkansızlığı doğru bilginin sorgulanmasına sebep olmuştur.

Aristo, sonlu nesneleri ile ilgili kesin bilgi elde etmenin imkansızlığını savunurken sabit gerçeklerinin öğrenebilebileceğini öne sürmüştür. Ortaçağ'da John Duns Scotus'ta kesin olarak bilenebilecek şeylerde sınıflandırmaya gitmiştir. Analitik, deneyim, insanı kendi davranışları ve duyu bilgisi Scotus'a göre doğru bilgiyi sağlar.


Bilginin Kaynağı


Kesin bilginin varlığı kabul edilirse bilginin hangi yollarla elde edileceği sorusu ortaya çıkar. İnsanın dünya ve evren ile ilgili bilgisi temel olarak kendi algısına dayanır. Ancak algı ve duyular zaman zaman yanıltıcı olabilir.

Duyu bilgisi ve algı, aldatıcı kabul edildiğinde insan sadece akıl yürütme seçeneğine güvenebilir Bir diğer seçenek olarak sezgi bilgiye doğrudan erişim olarak kabul edilmiştir. İnsan belleğinin doğuştan gelen bilgilere sahip olup olmadığı da yine epistemolojinin konularından biridir.

Bilginin kaynağı ile ilgili daha metafizik kuramlar da vardır. 4. yüzyılda yaşamış Hırıstiyan teolog Aurelius Augustinus, insan bilgisinin ancak Tanrı'nın aydınlatması ile edinilebileceğini savunmuştur. Aydınlanma Teorisi olarak bilinen bu kuram uzun yıllar etkili olmuştur. İtalyan bilim adamı Galileo Galilei'nin teleskopla yaptığı keşifler felsefe dünyasında da radikal değişiklere sebep olmuş hem inanç hem akıl yürütme temelli kuramlar tartışılmaya başlanmıştır.

Bilgi Teorileri


Çağlar boyunca bilgi, akıl ve nesneler ile ilgili pek çok farklı bilgi teorisi geliştirilmiştir. En bilinen Bilgi teorileri şunlardır:

Empirizm(Deneycilik): Sadece deneyimlerimiz ve duyularımız aracılığıyla bilgi edinebileceğimizi savunur. Bilimsel düşünce ile yakından ilişkilidir.

Realizm(Gerçekçilik): Bilgimiz ve bilincimizden bağımsız fiziksel dünyanın varlığını kabul eder. Algımıza göre şekillenmeyen kesin gerçekler olduğunu savunan bir görüştür. Saf Gerçekçilik olarak da bilinir.

Rasyonalizm (Akılcılık): Doğuştan gelen mantığı ve insan deneyiminden bağımsız bilgiyi savunurlar. Bu görüşe göre bilginin temel kaynağı insan aklıdır. Gerçeğin doğası gereği mantıksal bir karşılığı olmalıdır. Akıl bu gerçekleri zihinsel süreçler sonucu kavrayabilir.

Septisizm (Kuşkuculuk): Duyular ve denenyimlerin güvernilmez olduğunu, kesin bilginin mümkün olamadığını savunur. İnsanın zihninde sadece öznel düşünceler vardır. Algısı da buna bağlı olarak yanıltıcıdır.

Objektivizm (Nesnelcilik): Realizme benzer şekilde dış dünyanın varlığını kesin olarak kabul eder. , İnsanların algıladıklarının gerçeklik olduğu savunur. Dolayısıyla algılar gerçeğe dair bilgi edinmek için bir kaynaktır.

Fallibilizm (Yanılabilirlik): Tüm bilgi türlerinin yanıltıcı olduğunu ve kesin bilginin imkansızlığını savunur. Bu görüşe göre deneysel bilgi ilerleyen zamanlarda başka deneylerle çürütülebilir, bildiğimizi sandığımız şeyler yanlışlanabilir. İşimize yarayan bilgileri terk etmeye gerek yoktur. Ama doğrulamaya ve gerekçelendirmeye de çalışmak mantıksızdır.

Fenomenizm: Bu görüşe göre bizim algıladığımız fiziksel nesnelerin ayrı bir gerçekliği yoktur. Onlar yalnızca algısal fenomenler olarak varlardır.George Berkeley'e göre insanlar nesneleri kendileri ile etkileşime giren ayrı varlıklar olarak düşünmemelidirler. Nesneler sadece algı olarak vardır.


Yorum Gönder

0 Yorumlar