Türkiyede İnsanların Yaşam Standartları Neden Düşük?


Turkiyede-Yasam-Standartlari-Neden-DusukYaşam standartı sağlık, ekonomi, psikoloji gibi şartlar çerçevesinde kişinin sahip olduğu fiziksel ve sosyal ortamın kalitesi olarak tanımlanmaktadır. Türkiye yaşam kalitesi göz önünde bulundurulduğunda dünya sıralamasında oldukça düşük bir sıraya sahip. Gelin birlikte buna sebep olabilecek şeyleri derinlemesine inceleyelim.

Hepimizin birebir tecrübe ettiği üzere Türkiye'de ortalama bir insanın kazancı beslenme, barınma, sağlık gibi temel ihtiyaçların giderlerinin toplamının bile altında kalıyor. Hele bir de bu kazanç ile 4 kişilik bir aileyi geçindiren insanları düşününce haliyle yaşam kalitesinde gözle görülür bir azalma olması kaçınılmaz oluyor. İşsizlik oranının bu denli yüksek oluşu şirket ve kurumları 'nasıl olsa çalışacak biri bulunur' düşüncesine itiyor ve neredeyse kimse emeğinin karşılığını alamıyor. Çalışan mutluluğu kavramı da bu düşünce şekli sebebiyle yok sayılıyor. İşyerinde mutsuz bir gün geçiren bireyin tek isteği günün bir an önce bitmesi, bittikten sonra da enerjisi kalmadığı için televizyon karşısında yemek yiyip ardından hemen uyumak oluyor. Haftasonları da genelde haftaiçi vakit ayrılamamış olan temizlik, kişisel bakım, alışveriş, dinlenme gibi ihtiyaçlar için harcanıyor. Bu da spor yapmak, sağlıklı beslenmek, psikolojik sağlığın korunması gibi parametrelerin insanların öncelikleri arasında olmamasıyla sonuçlanıyor.

SOSYAL HAYAT


Gelelim sosyal hayata. Sosyal yaşantının kaliteli olması için bir miktar paranın gerekli olduğunu inkar edemeyiz ancak Türkiye'deki insanların bu konudaki tek sorunu maalesef yalnızca para değil. Henüz daha çocukluğumuzda, düşünme şeklimizin yeni yeni şekillenmeye başladığı zamanlarda eğitim sisteminin yanlışlığı bir tokat gibi çarpıyor yüzümüze. Okulların bize yalnızca teorik bilgileri vermesi, herhangi bir hayat tecrübesi ve sosyal aktivite kazandırmaması yetmiyormuş gibi okul dışındaki hayatlarımızı da beynimizin büyük bir çoğunluğunu kaplayarak olumsuz yönde etkiliyor. Avrupa'da bir gence 'okul dışında neler yapıyorsun?' sorusunu yöneltirseniz size 'Boş zamanlarımda saksafon çalıp şiir yazıyorum, haftasonları gönüllülük projelerine katılıp arkadaşlarım ve ailemle eğlenceli zaman geçiriyorum ve yaz tatillerimde de Dünya'yı geziyorum' deme olasılığı oldukça fazla iken Türkiye'de muhtemelen alacağınız tek cevap 'Okuldan çıkıp eve geliyorum ve yemek vaktine kadar televizyon izliyorum' olacaktır. Bu konuda ailelerin bilincinin etkisi de oldukça fazla tabii. Ancak daha önce bahsettiğimiz 'akşam eve gelip yalnızca dinlenmek isteyen' insan profilinin bir çocuğa verebileceği ilgi ve alakanın azlığını sanırım kimse yadırgamaz.

GÜVENLİK SORUNU 


Güvenlik sorunu Türk insanının aklını meşgul eden ve yaşam standartını etkileyen en önemli faktörlerden bir diğeri. Yalnızca ülkesel ve siyasal boyutta düşünmeyip sokağa çıktığımızda hissettiğimiz güvenden bahsedecek olursak her an başımıza bir şey gelecekmiş hissine artık hissetmeyecek kadar alışmış olduğumuz görülecektir. Kan davaları, hayvan tecavüzleri, çocuk ölümleri, her akşam mahallemizde duyduğumuz kavga sesleri, yeri geldiğinde polisin bile 'kısa etek giymeseydiniz' demesi, insana, hayvana ve doğaya verilen değer vb. şeyler düşünüldüğünde yine maalesef ki Dünya sıralamasındaki yerimiz oldukça düşük. Korkarak yaşanan bir hayatta huzur olmayacağını söylemek nereden bakarsak bakalım yanlış olmayacaktır.

Bilinç seviyesi hiç kuşkusuz ki yaşam kalitesini etkileyen bir diğer önemli unsur. Hiçbir acelesi olmasa da kırmızıda geçiyor, nasılsa kimse yok diye sinyal vermiyor, kimse görmüyor diye yere şişe atıyor Türk insanı. Trafik kurallarıymış, küresel ısınmaymış... Toplumun düzenini sağlamak ve yaşayış şeklini kaliteli kılmak için oluşturulmuş bu kurallar ve etik değerler sistemini insana verilmiş bir ceza olarak görmek biraz baştan kaybetmek gibi görünüyor sanki.

Sözüne ettiğimiz her bir maddenin günlük hayatının kalitesi üzerindeki etkisi oldukça fazladır. Şartlar bunların değiştirilemeyeceğin gösteriyor gibi dursa da herkes kendi hayatını dilediği gibi yaşama hakkına ve onu öyle yaşamasını sağlayacak imkanları elde etme gücüne sahiptir. İnsana verilmiş bir hediye olan yaşamı yalnızca günü geçirmek için kullanmak bir insanın kendine yapabileceği en kötü şey değil de nedir?


Yorum Gönder

0 Yorumlar